1960 yılında, Brezilya’nın iç kesimlerini canlandırmak amacıyla sadece 41 ayda sıfırdan inşa edilen Brasília, insan azminin ve modern mimarinin dünyadaki en uç örneğidir. Havadan bakıldığında bir uçağı veya bir kuşu andıran şehir planı, ünlü şehir plancısı Lúcio Costa ve dahi mimar Oscar Niemeyer tarafından tasarlanmıştır. Bu şehir, geleneksel sokak ve mahalle kavramlarını yıkarak, modernizmin geometrik çizgilerini ve geniş boşluklarını ön plana çıkaran fütüristik bir ütopyadır.
Şehrin kalbi olan “Anıtlar Ekseni” (Eixo Monumental) boyunca sıralanan yapılar, birer heykel zarafetindedir. Brasília Katedrali, ters çevrilmiş bir tacı andıran 16 dev kavisli sütunuyla gökyüzüne uzanırken; Ulusal Kongre Binası’nın ikonik ikiz kuleleri ve ters-düz duran iki dev tabağı andıran yapıları, mimari tarihinin en çok fotoğraflanan eserleri arasındadır. Şehir, sanki 21. yüzyılın çok ötesinden bir setten fırlamış gibi duran kamu binaları ve geniş bulvarlarıyla ziyaretçilerini büyüler.
Brasília, sadece betondan ibaret değildir; şehrin merkezinde yer alan devasa yapay göl Lago Paranoá, halkın yelken yaptığı, yüzdüğü ve gün batımını izlediği dev bir sosyal alandır. Şehrin kurucusu Juscelino Kubitschek’e adanan anıt (JK Memorial) ve gökyüzünün kesintisiz izlenebildiği geniş ufuk çizgisi, buraya “Gökyüzü Başkenti” unvanını kazandırmıştır. Brasília, mimari tutkunları ve tasarım meraklıları için dünyada mutlaka görülmesi gereken bir başyapıttır.








